30 Kasım 2008 Pazar
melek
O içinden çıkılmaz boşlukta,cennet tadını alabildiğin günlere özlemle bakarken,pişmanlıkların ve kayıpların verdiği o muazzam berbat hisle devam etmeye çalışırsın,en azından çalışırsın! Yeni şeyler girmeli belki de hayatına ışık katacak,aydınlatacak..öyle birşey olmalı ki gözlerine inanamayacaksın.Hatta bunun sıradan bir rüya olduğunu düşünüp,ertesi günün gelmesini istemeyecek kadar uyuyup,yarım kalan rüyaya devam etmek istersin..Ya da ya şimdi ya asla diyip risk almak,en zor seçimi yapmak..tek kurtuluş diyebilirsin.
Her ne yaparsan yap,o gelip seni bulur elbet.Ne kadar ona inanmasanda,inkar etsende.Umut kıskıvrak yakalar seni,aynı acının yaptığı gibi,aşkın yaptığı gibi.
Bazen..bitti dersin.Bir melek girer hayatına.
Tekrar başlar!
25 Kasım 2008 Salı
Girl,Interrupted

"Have you ever confused a dream with life? Or stolen something when you have the cash? Have you ever been blue? Or thought your train moving while sitting still? Maybe I was just crazy. Maybe it was the 60's. Or maybe I was just a girl... interrupted."
Bu filmi dün izledim ve inanılmaz derecede sevdiğimi itiraf etmeliyim.Zaten psikoloji konulu şeyleri seviyorum (bkz:The Catcher In The Rye gibi),Bu Susanna denilen kızın psikolojik durumunu ortaya koyan ve onun nasıl kendini iyileştirdiğini gözler önüne seren bir çeşit film ve duydumki bazı bölümleri kesilmiş hatta normalde daha uzunmuş falan.Herneyse.
"When you don't want to feel, death can seem like a dream. But seeing death, really seeing it, makes dreaming about it fucking ridiculous. Maybe, there's a moment growing up when something peels back... Maybe, maybe, we look for secrets because we can't believe our minds... "
Susanna'ya "sınırda kişilik bozukluğu" teşhisi koyuldu..Peki nasıl oluyor yani,belki de hiç hasta değildi diye düşündüyor insanı.Yanlış anlamadıysam ilaçlarıda almadı çünkü,sadece uyku haplarını içti sanırsam.
"Maybe everyone out there is a liar. And maybe the whole world is stupid, and ignorant. But I'd rather be in it. Id' rather be fucking in it, than down here with you."
Peki kendini nasıl iyileştirmeyi başardı,bu gerçek hayatta olabilirmi? Belkide olmuştur araştırmak lazım.Er geç eski düşüncelere yenik düşme olasılığı yok mu? Sonsuza kadar nasıl böyle kalabilir? Ve kendini iyileştirirken öyle bir yol kullanıyor ki,ben olsaydım benimde seçeceğim şeydi:yazmak. Ona eskiden "planın ne?" diye sorunca "yazmak" diyordu ve insanlar ona bakıyordu ifadesizce.Ama çıkarken hastaneden "yazmak" dediğinde tekrar,insanlar bir nebze olsa da olumlu bir karşılık verdiler gibi.Değişik bir filmdi dediğim gibi,izlenmesi lazım.Ne kadar ruhsal bir sorunumuz olmasada,herkesin belli başlı problemleri ve düşünceleri var,bu yüzden bazı bakış açılarınızı filmde bulmanız mümkün(italik yazıyla yazdıklarım gibi).Gene film mutlu sonla bitti gerçi,ama hep böyle bitmezmi.Çok nadir filmler var kötü sonla biten.Mesela bir film izledim Nehir Erdoğan başroldeydi hatta,New York'a gidiyor ve başına gelmeyen kalmıyor.Çok kötü bitmişti sonu.Psikolojimi bir kaç günlüğüne çökertti bile denilebilir.Sonuç olarak beni etkilediği ve düşündürdüğü için bu filmi paylaşmak istedim.İzlemeniz tavsiye edilir eğer bu çeşit filmlerden hoşlanıyorsanız...
"Was I ever crazy? Maybe. Or maybe life is... Crazy isn't being broken or swallowing a dark secret. It's you or me amplified. If you ever told a lie and enjoyed it. If you ever wished you could be a child forever. They were not perfect, but they were my friends and by the '70s most of them were out living lives. Some I've seen, some never again, but there isn't a day my heart doesn't find them."
24 Kasım 2008 Pazartesi
Düşünce Denizi
Deneyelim en iyisi!
Gözlerimi kapıyorum..Bilinmedik bir yerde buluyorum kendimi,eski bir banktayım gene o müziğin melodisi kulağımda,mırıldanıyorum yavaşça..Arkama iyice yaslanıyorum anın tadını çıkarmaya çalışıp..ama olmuyor.Bir eksiklik var diyorum ama ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok! Önümde serilmiş masmavi deniz,bütünleşiyorum sakinliğiyle,derin bir nefes alıyorum..Özel hissetmiyorum sıradanlığın beni esir aldığını hissediyorum.Monotonluk,koşuşturmaca..Etrafımda kimse yok,herkes kaçıp gitmiş bu şehirden,hangi şehir olduğunuda bilmiyorum,bu bir DÜŞÜNCE DENİZİ çünkü!
Ne eksik..Bilmiyorum.
Neden eksiklik var?
Parçaları birleştiremiyorum.
Neden nefes alamıyorum peki?Düşününce neden nefes alamıyorum?
5dk önce sakindim bu değişken ruh ne alaka?
Uzaktan bir imge beliriyor..göremiyorum.Gözlerimi kısıyorum,yok olmuyor.Belirginleşmiyor.Orda,olduğu yerde duruyor.Yaklaşıp görmem lazım ama kalkmak da istemiyorum.O imge inatla duruyor orda bir gıdım bile yaklaşmıyor bankın yakınına..İnatlaşıyoruz.
Sahi ben napıyorum?
O uzaktaki..Sen ne yapmaktasın?
Neden uzaktasın?
Heyyo!

Sonunda üşenmeyip blog açtım.Sevinçliyim yaşasın blogum!
Umarım bu üşenmemezlik devam eder ve yazılarım böyle devam eder..Gerçi hayatım sınavlarla geçiyor bu aralar ama neyse,olsun.Hayat tabiki mükemmel değil ama işte..idare eder.Kim demiş yani hayat kusursuz diye daha pek karşılaşmadım.Ama karşılaşırsam bir gün, ona bazı sorularım olur belki.
